OKB NEDİR? OKB’NİN BELİRTİLERİ NELERDİR? OKB (TAKINTI HASTALIĞI) TEDAVİSİ NASILDIR?

OKB: Diğer adı ile “obsesif kompulsif bozukluğu”, halk arasında daha çok “takıntı hastalığı”  “temizlik hastalığı” olarak ta bilinen psikolojik kökenli bir bozukluktur. OKB bir kaygı bozukluğudur. Temelinde kaygı yatar.

OKB’ de ilk başta obsesyon (tekrarlayıcı düşünce), yani kurtulmayı bir türlü başaramadığınız düşünceler ile kendini gösterir. Daha sonra bizi rahatsız eden ve huzursuzluk veren düşüncelerden kurtulmak için bir takım davranışlarda bulunarak geçici olarak kendimizi rahatlatırız. İşte ile bu sakız gibi zihnimize yapışıp hücum eden düşünceleri zihinden uzaklaştırmak ya da bu düşüncelerin verdiği sıkıntıyı azaltmak adına tekrar tekrar yapmak zorunda hissedilen eylemlere kompülsyon denir. Bu aslında susuzluğunu gidermek isteyen birinin deniz suyu içerek susuzluğunu gidermeye çalışmasına benzer. Susadıkça içer, içtikçe susar. Çünkü kaygı ve huzursuzluğu uzaklaştırmaya çalıştığımız her eylem geçici bir rahatlama sağlar ama aslında bu geçici rahatlama her seferinde hissedilen huzursuzluk hissini bir dahaki sefere daha da artırarak kısır bir döngüye neden olur. OKB ya da takıntı hastalığı uzman bir psikolog ya da psikoterapist eşliğinde tedavi edilmezse kişi bu kısır döngüden tek başına çıkamaz. Bir süre sonra bu çıkmaz döngü ruhun kanseri haline gelerek kişiyi yer bitirir. Ancak bu kişiler herşeye rağmen hissettikleri kaygıyı azaltmak için herşeye katlanabilmekte mutsuz bir hayat sürebilmektedirler ta ki artık yaşadıkları bu rahatsızlık ilişkide oldukları inşalar tarafından artık katlanılmaz hale geldiklerinde genelde psikolojik destek arayışı içinde olabilmektedirler.

Obsesif-kompulsif bozuklukta kişi aslında eylemlerinin anlamsız, mantık dışı ve saçma olduğunun farkındadır ancak kendini bu davranışları sergilemekten bir türlü alıkoyamaz.

Bir çok OKB’li kişi bir sorun olduğunun farkındadırlar ve obsesyonlarıyla kompulsiyonları arasındaki bağı fark edebilirler. Ancak obsesif kompulsif bozukluk tedavi edilmezse bu durum onlarda daha da anksiyete yaratır ve bu kişiler bir süre sonra başkasının ilgisine, yardımına bağımlı olmalarına neden olabilir.

Obsesyonlar kafamızın içinde dönüp duran, bir türlü kurtulamadığımız düşüncelerdir. Bunların bazen biri bitip biri başlayabilir. Kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Örneğin bazıları kirlenme ve mikrop kapma korkusu yaşarken, bazılar düzenli durmayan nesnelerden huzursuz olabilmekte, bazıları prizleri ve kapıları açık unuttuğu ile kaygılanırken bazıları ibadet ederken cinsel içerikli rahatsız edici bir takım görüntülerin aklına gelme kaygısı taşmaktadır. Burada sayamayacak kadar obsesyon çeşidi olabilir. Önemli olan zihnimizde istemsizce beliren ve uzaklaştırmaya çalıştığımızda gitmeyen ve sırf uzaklaştırmak ve bir nebze de olsa rahatlamak için birşeyler yapmaya kendimizi mecbur hissettiğimiz herşey obsesyon olarak nitelendirebilir. 

Kompülsiyonlar ise, bu obsesyonları, yani rahatsız edici düşünceleri, hayalleri rahatlatmak ya da bu obsesyon ve düşüncelerden kurtulmak için zorunlu olarak yapmak zorunda hissettiğimiz eylemlerimizdir. Bunlar açık, gözlenebilen bir davranış olabileceği gibi (kapı kapalı mı diye kontrol etmek gibi), gizli zihinsel bir süreç de olabilir (zihninde sürekli belirli bir cümleyi tekrarlamak gibi) .
Evdeki halı ve yastıkları düzeltmek, sürekli elleri yıkamak, mikrop kapmamak için başkalarının yapmadığı şekilde sürekli hijyenik olmaya çalışma ya da hasta olmamak için sürekli doktor ya da hastanenin yolunu tutmak, kapıları pençeleri sürekli kontrol etmek ya da aklımıza kötü bir düşünce ya da görüntü geldiğinde bunu uzaklaştırmak için ritüel haline  getirdiğimiz bir takım davranışları tekrarlamak komplisyona örnek verilebilir.

Aslında bir çok kişi, yukarıda saydığımız bir çok zorlantılı davranışı yapmakta, yapmaya enerjisi olduğu sürece de bunların hiçbiri bir sorun teşkil etmemektedir . Hatta gördüğüm bir çok danışanım bunları kurallar olarak benimsemiş, bu eylemleri kabul etmiş ve kişiliğinin bir parçası haline getirmek zorunda kalmış olduğuna şahit oldum.  Obsesyon ya da kompulsyonlar kişiyi  mutsuz etmediği, günlük hayatını kısıtlamadığı, onu çok fazla zora sokmadığı sürece kişi tarafından sorun olarak algılanmaz. Genelde bu sorunlar kişinin başka kişiler ile kurduğu zorunlu iletişim sürecinde karşıdaki kişinin rahatsızlığını ifade etmesi ya da bu rahatsızlığın kişinin kendisi tarafından fark edilmesi ile başlar. Çünkü yalnız yaşarken kişi sahip olduğu bu zorunda hissettiği ritüelleri yapmaya devam etmesi onu rahatsız etmeyebilir ama artık karşıdaki kişiyi rahatsız etmeye başlayabilir. Örneğin kişi artık evlenmiştir ve eşi bu davranışlarından çok rahatsız olmaya başlamış olabilir, ya da yurtta oda arkadaşı ile kalmak zorunda olduğu için artık bu eylemleri eskisi kadar rahat yapmayabilir. Belki de iş ortamında diğer insanlar tarafından bu eylemleri tuhaf olarak nitelenmeye başlaması ile daha da rahatsız hissedebilir. Bir çok kişi,  OKB tedavisi için psikolog desteği arayışında bu noktadan sonra bulunabilmektedir.
OKB’si olan kişiler ” bu durumun mantıksız ve akıldışı olduğunu biliyorum ama bu eylemleri yapmaktan kendimi bir türlü alamıyorum yapmazsam içim içimi yiyor “gibi cümlelerle kendilerini ifade ederler.

İstenilmeyen Zorlayıcı Obsesyonlar ( Düşünceler) Listesi

  • Birini yaralama veya zarar verme isteği
  • Çirkin birşeyler söyleme ve birine lanet okuma isteği
  • Yakın bir arkadaşın veya bir aile üyesinin zara görmesini veya ölümünü isteme
  • Cinsel ilişki esnasında şiddet hareketleri düşüncesi
  • Arabayı çarpma isteği
  • İnsanların yanlış davranışlarıyla ilgili olarak Neden bunu yaptılar? Bunu yapmamalılar!
  • Kedi veya evcil hayvanlara saldırmak, boğma isteği
  • Yakın veya sevdiği biri veya diğer bir kişiyi kastederek “keşke ölseydi” düşüncesi
  • Fiziksel şiddet kullanarak eşine zarar verme düşüncesi
  • Saldırarak vahşi biçimde birini cezalandırma. Örneğin çocuğunu otobüsten aşağı fırlatmayı istemek.
  • Eşine ağrı verebilecek cinsel uygulamalar yapma isteği
  • Bir suç haberi okurken bunu ben mi yaptım düşüncesi
  • Aniden çıldırabileceği düşüncesi
  • Yakın birinin öldüğü veya zarar gördüğünü dilemek veya hayal etmek
  • Evcil hayvanları ezerek öldürme isteği
  • Belli bir cümle cümleciği zihinden atamama
  • Çocuğuna zarar verme (bıçak, ağır bir nesneyi fırlatma) isteği
  • Olağandışı cinsel eylemlerle ilgili düşünceler
  • Birine fiziksel olmayan bir biçimde zarar vermiş olma düşüncesi
  • İnsanlara kaba davranışlar yapmak ve çirkin şeyler söyleme isteği
  • Günah ya da yasak sözlerin düşünülmesi
  • Dini toplantı ve ibadetlerde yasak hayaller, görüntüler

Bu Obseyonlar (takıntı) genel olarak aşağıdaki başlıkta kategorize edilebilirler:

1- Saldırganlık 
2- Kirlenme
3- Kuşku
4- Cinsel 
5- Simetri/Düzen
6- Dinsel 
7- Somatiik (Bedensel) Obsesyon.

Kompilasyon (zorlantı) çeşitleri:

1- Temizleme
2- Kontrol Etme 
3- Düzenleme
4- Tekrarlama
5- Sayma
6- Diğer Kompulsiyonlar

Bunların içinde özellikle hastalık takıntısı bu kişileri çok ciddi derecede zorlamkatadır. Çok küçük şeyleri en kötüsüne yorarak ayaklarındaki bir morarmayı lösemiye, başlarındaki ağrıya beyindeki bir kiste ayaklarındaki ağrıları ise MS hastalığına kadar yorumlayabilme güçlerine sahiptirler. Çünkü bu kişiler sürekli olarak bedenlerindeki değişiklikleri dinlerler. İnternet sayesinde ise bu belirtilerin bazılarını arama motoruna girdiklerinde okudukları şeylerle bu semptomlar psikolojik olarak daha da kötüleşebilmektedir. İnternete başım ağrıyor diye yazarsanız size bunun nedeni olarak günlük tükettiğiniz su miktarının azlığında kalitesiz uykudan tutunda beyin tümörüne kadar baş ağrısının bir belirti olabileceğini görebilirsiniz. Maalesef ki internet doktorculuğu sayesinde kişiler ön teşhisi kendilerine koyup doğruca doktorun yolunu tutmaktadırlar. OKB’li olan kişiler kendilerini ya gerçekse diye savunurlar ancak asla baş ağrısını tedavi edilecek bir hastalığa yormazlar. Bütün takıntıları genelde onları süründürecek, tedavisi olmayan yalnız ve çaresiz hissettirecek hastalıklar olarak yorumladıklarının farkında değildirler.

OKB’si olan kişiler kendilerini temelde yetersiz ve çaresiz olarak algılarlar. Çaresizlikle ilgili bu inançları yüzünden kendilerini koruyamayacaklar diye paniğe kapılarak aslında ön almaya bu kötü durumun gelmesini engelllemeye çalışırlar. Bunu o kadar güçlü ve yoğun yaparlar ki, artık faydası olduğuna inanarak yaptıkları şeyler bir süre sonra aslında korktukları şeylerin oluşmasına neden olur ve işlevlerini yerine getiremez hale gelirler.

OKB’li kişiler başkalarını fazla rahat, sorumsuz davranma ve yetersiz kişiler olarak algılayabilirler. Eğer imkanları varsa “meli ve malı”larını diğerlerine de uygularlar. Kendilerinden ve diğer insanlardan beklentileri çok fazladır. Kendi ve başkaları için koydukları standartlar gerçekçi değildir. mükemmeliyetçilikleri özellikle çalışma hayatlarında işe yarasa da genel bir yaşam stili haline geldiğinde işlevsel olmaktan çıkar.  Eğer obsesyonlar bir kişilik parçası haline geldiyse, bu kişiler yaşamak için çalışmak yerine çalışmak için yaşamaya başlarlar. 

Obsesif kompulsif bir kişiliğe sahip kişilerin hayatta katı kurallar vardır ve bu kurallara esnek değildir. Kontrollü olmak temel motivasyonlarıdır ve  duygular da kontrol edilmelidir. Bundan dolayı duygularını ve öfkelerini pek fazla ifade edemezler.

Bu kişiler genelde: “kontrolü elde tutmalıyım.” “her şeyi mükemmel yapmalıyım.” “neyin en iyi olduğunu bilirim.” “her şey benim söylediğim şekilde yapılmalıdır.” “ayrıntılara dikkat edilmelidir.” Gibi bir takım inançlarla kendilerini sınırlamaktadırlar.

Genelde ise hata yapma,  yetersiz olma, kontrolü kaybetme, felaket bekentisi, başarısız olma gibi korkulara sahiptirler.

Ayrıca OKB’li kişiler karar sürecinin hemen başında, sağlıklı bir değerlendirme yapamayarak amaçları net bir şekilde ortaya koyamakta güçlük yaşayarak, kara verme sürecinin sonraki aşamalarına geçme ve bu süreci yürütme konusunda başarısız olabilmektedirler. Bu kişiler ormandaki tek tek ağaçlara hatta o ağaçların dallarına odaklandıkları için –çok detaycı ve titiz olduklarından-ayrıntılarda boğularak ormanı göremeyip çoğu zaman karar verme mekanizmaları bozulabilmektedir. Özellikle içgörüsel ve sezgisel kararlarda bu mekanizma daha bozulabilmektedir.

Kaçınmalar

Obsesyonu Uyandırabilecek Dış Koşullar

Birine zarar verilebilecek herhangi bir durum

Hata yapılabilecek durumlar

Sıkıntı verici düşünceleri hatırlatan yerler, görsel ya da sözel uyaranlar, kişiler

Sıklık

Obsesif kompülsif hastaların yaklaşık %20-30’unda ağırlıklı ya da tek sorun obsesyonlardır.

Obsesyonel temalara benzer zorlayıcı düşüncelerin toplumda sıklığı %100 dür.

 Kimlerde gelişme riski fazla?

Yüksek ahlaki standartlar

Özel kognitif eğilimler (Düşünce eylem aynılığı ve sorumluluk açısından)

Depresyon

Anksiyete

OKB’de Düşünce Süreçleri

Bir eylemle ilgili düşünmek onu yapmak gibidir.

Kendine ya da başkasına gelebilecek bir zararı önleyememek (ya da önlemeye çalışmamak) o zarara neden olmak demektir.

Sorumluluk bir olayın olasılığının az olmasıyla azalmaz.

Bir düşünceyi önlemeye çalışmamak o düşüncenin konusu gerçekleştiğinde ortaya çıkacak zararlı durumu aramak ve istemekle aynı anlamlıdır.

Kişi düşüncelerini kontrol edebilmelidir –etmelidir.

 OKB’de Tipik Yorumlar

  • Bu konuyla ilgili düşünmek kaygı yaratır
  • Düşünmek gerçekleşme şansını artırır
  • Her zaman düşüncelerimi kontrol etmem gerekir
  • Bunların olması benim diğer insanlardan farklı olduğum anlamına gelir
  • Bir şeyi düşünmeye başlarsam halledene kadar düşünmeliyim
  • Başlarsam durduramam
  • Eğer önemli olmasaydı bu kadar fazla düşünmezdim
  • Bu düşünceler benim çıldıracağım anlamına gelir
  • Bu düşünceler benim kendim ve çevre için tehlikeli olabileceğim anlamına gelir
  • Bu düşünceler benim kötü biri olduğumu gösterir
  • Düşünmek yapmam gereken şeyleri yapmama engel olur

 OBSESİF KOMPULSİF TEDAVİSİ -OKB TEDAVİSİ

Korkularla yüzleşmekten kaçmak OKB’yi ruhun kanseri haline getiren temel davranış kalıbıdır. Bu korkular, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek ihtimalleri düşünmenin getirdiği kaygılar ile güçlenir korku duyulan düşüncelerden kaçmak için kaçınma davranışları geliştirilir ve bunlar sinsi bir şekilde kaçınma alışkanlığına dönüşür.

OKB Terapisinde çözüm, sadece ve sadece “bırak gitsin, ne olacaksa olsun” psikolojik modunda terapide güvenli bir şekilde danışanı bu korkuları yüzleştirmek temel değişim faktörüdür. Buna exposure terapi (maruz bırakma terapisi) adı verilmektedir. Maruz bırakma terapisinde OKB’li danışan, korkuları ile ve kaçtığı ve başına gelmesinden korktuğu  herşeyle güvenli ve kademeli şekilde yüzleştirilmektedir.

Aklınıza gelen takıntı ve saplantılı olan düşüncelerden kurtulmanın yolu aslında onda kurtulmak değildir. Çünkü ondan kurtulmaya çalıştıkça o daha da güçlenecek ve kronik hale gelecektir. Zihninize sakız gibi yapışan arı gibi sürekli hücum eden bu takıntılı düşüncelerden kurtulmaya çalışmayı bırakmak tedavinin temelini oluşturmaktadır. Çünkü zihnimizdeki bu düşünceler biz onlara odaklandıkça sürekli büyüyen bir canavar haline gelmektedir. Odaklanmadığımız, önem vermediğimiz düşünceler kaybolup giderken odaklandıklarımız sürekli içeride büyümeye devam eder. Aslında gün içinde aklımızdan 50 bine yakın düşünce geçmektedir. Bazılarını hiç fark etmeyiz bile, o kadar hızlı geçerler ki…Ancak daha sonra bunların hiçbirini hatırlamayız bile. Bir istisna ise üzerinde düşünmeye devam ettiğimiz yani önem verdiğimiz düşüncelere zihnimizde takılı kalırlar. Bunların üzerinde düşündükçe büyürler büyüdükçe zihmizde daha da önemli hale gelirler. Büyüdükleri için  ise daha çok önemseriz. Bunlardan kurtulmaya  çalışmak ise, sadece ilgiyi onlar üzerinde odaklamasına neden olduğu için onların daha da büyümesine neden olur. İşte sonu gelmeyen kronik bir kısır döngüye dönüşür bu aşamada süreç.

Bu kısır döngüden çıkabilmek için, OKB tedavisi içinde şöyle bir düşünce süreci ile yeniden yapılandırılmaktadır:

“Zihin ve düşünce dünyamız bir hava alanı olarak ele alınır. Zihninizden  geçen her düşünce de bu hava alanına iniş kalkış yapan uçaklar. Siz orada bir yere uçmak için, belirli bir uçağı bulmak için bulunuyorsunuz. Hava alanına inen ve kalkan uçakların tüm programını siz belirlemiyorsunuz. Hava alanının, sizin yönetmediğiniz ayrı bir sistemi var. Aklınıza gelen düşünceler bu hava alanında bulunan ve sizin gitmek istediğiniz yön dışındaki  sizi ilgilendirmeyen ama orada bulunan diğer uçaklar gibi düşünce süreçleri geliştirmeniz sağlanmaktadır.

Bu terapi süreci sonunda var olan enerjinizi sadece gitmek istediğiniz uçağa yöneltecek ve bir süre sonra, sizinle bir ilgi ve bağı olmadığını sonunda anladığınız düşünceleri görmezden gelebileceksiniz. Böylelikle kendinizi daha enerjik, dikkatli ve huzurlu hissedeceksiniz.

OKB tedavisi sonucunda obsesyonlarla  savaşmayı bıraktığınızda ve bir nevi bu kaygı ve korkularınıza teslim olduğunuzda OKB’nin de sizinle uğraşmayı bıraktığını hayretle fark edeceksiniz. OKB tedavisinde maruz bırakma, bilişsel davranışçı terapi, analitik psikoterapi, EMDR, Hipnotik yeniden işlemleme gibi terapi tekniklerini bütüncül bir bakış açısı ile danışanımın durumuna göre uyguluyorum.

Psikoterapist Dr.Hüseyin Doğan’dan

Siz de Ankara’da OKB Tedavisi için psikolog ve psikoterapist arayışında 18 yıllık deneyimi ile  Psikoterapist Dr.Hüseyin Doğan’dan randevu alabilirsiniz.