Dr. Hüseyin DoğanPsikoterapist

Anksiyete ve Kaygı Bozukluğu: Kaygı Tedavisi ve Kaygı Terapisi

Dr. Hüseyin Doğan7 Kasım 20194 dk okuma
Anksiyete ve Kaygı Bozukluğu: Kaygı Tedavisi ve Kaygı Terapisi

Kişinin kendi bedeninde veya dış çevrede algıladığı belirli uyaranları tehdit ve tehlike olarak algılaması ya da yorumlamasıyla yaşadığı, kontrol etmekte zorlandığı sürekli korku, endişe, sıkıntı ve gerginlik belirtileri ile bunlara eşlik eden kaçınma davranışları geliştirmesi genel olarak anksiyete bozuklukları olarak isimlendirilir.

Anksiyete bozuklukları ülkemizde çok yaygındır. Yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal anksiyete, panik bozukluğu, fobiler ve obsesif kompulsif bozukluk dahil olmak üzere farklı kaygı türleri için çözümler üretilebilir. Her bir anksiyete bozukluğu türünün belirtileri farklıdır ve anksiyete bozuklukları kişinin hayatının tüm yönlerini etkileyebilir.

Yaygın Anksiyete ve Kaygı Bozukluğu Türleri

Yaygın anksiyete bozukluğu: Kişinin günlük aktivitelerini sürdürmesine engel olacak şiddette yoğun ve süreğen bir kaygı durumu yaşaması.

Panik atak: Ortada hiçbir neden ya da uyaran yokken birden ortaya çıkan yoğun bir korku ve panik hissine kapılma. Panik atak yaşayan kişiler bu durumu çoğunlukla “kalp krizi geçiriyormuş gibi” ya da “boğuluyormuş gibi” ifade eder. Ellerde terleme, göğüs ağrısı, hızlı ya da düzensiz kalp atışları, nefes alamama gibi fiziksel belirtiler de görülebilir.

Obsesif kompulsif bozukluk: Mantık dışı olduğu bilindiği halde istemsiz şekilde tekrar tekrar zihne gelen ve uzaklaştırılamayan düşünceler (obsesyonlar) ile bu düşünceleri zihinden uzaklaştırmak ya da verdiği sıkıntıyı azaltmak için tekrar yapmak zorunda hissedilen eylemleri (kompülsiyonlar) içine alan bir bozukluktur.

Travmatik stres bozukluğu (TSSB): Kişiyi aşırı korkutan, dehşet içinde bırakan, çaresizlik yaratan, çoğu kez olağandışı ve beklenmedik olayların yol açtığı etkilere kişinin stresle başetme mekanizmalarıyla etkili şekilde tepki verememesine ruhsal travma denir. Örneğin bir kayıp sonrası sürekli, kronik, rahatsız edici anılar, görüntüler (flashback) ya da kabuslar görmek; travma geçtikten uzun süre sonra duyguların aniden yeniden yoğun şekilde yaşanması bu bozukluğun bir parçasıdır.

Sosyal kaygı bozukluğu: Sosyal fobi olarak da bilinir. Kişiler sosyal hayatta, özellikle tanımadıkları kişilerle iletişime girdiklerinde aşağılanacakları, reddedilecekleri ya da yargılanacakları endişesiyle yoğun bir kaygı yaşarlar. Bu nedenle insanlarla bir araya gelmekten kaçınabilirler, toplum önünde konuşmaktan aşırı korkabilir ya da hata yapma korkusu taşıyabilirler.

Fobiler: Kişide belirli bir obje ya da duruma karşı gösterilen aşırı korkudur. En sık rastlanan fobiler arasında yükseklik fobisi, uçak fobisi, kapalı yerde kalma fobisi (klostrofobi) ve açık alanlara çıkma fobisi (agorafobi) sayılabilir. Fobiye neden olan objeye karşı duyulan korku bazen o kadar şiddetli olabilir ki kişi günlük aktivitelerini yerine getiremez hale gelir.

Agorafobi: Kişinin panik atağa neden olacağını düşündüğü yerlerden ve durumlardan uzak durmasına neden olan bir anksiyete bozukluğudur. Agorafobisi olan kişiler kendilerini savunmasız hissettikleri için açık alanlarda olmaktan kaçınırlar.

Bir sağlık sorununa bağlı anksiyete bozukluğu: Fiziksel bir sağlık sorununun neden olduğu, şiddetli panik ve anksiyete semptomlarını içeren bir anksiyete bozukluğudur.

Kaygı Tedavisi

Endişe, korku ve kaygıların tedavisinde terapide birçok araç ve seçenek bulunur. Psikoterapi, stres yönetimi eğitimi, rahatlama ve nefes alma çalışmalarıyla öncelikle danışanın kaygı bozukluğunun neden olduğu acı ve ıstırabı hafifletmek hedeflenir. Daha sonra danışanın kişilik özellikleri ve kaynakları dikkate alınarak ona en uygun tedavi seçeneği belirlenir.

Kaygı tedavisi için ilk oturum, danışanın yaşadığı kaygının hayatını nasıl etkilediği, ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı ya da azaldığı ve kaygıyı kontrol etmek için hangi yöntemlerin fayda sağladığının araştırılmasını içerir. Bu araştırma sonucunda destekleyici, terapötik bir müdahalenin mi yoksa bilişsel davranışçı terapi yönteminin mi uygun olduğuna karar verilir.

Kaygı terapisinde duyguları keşfetme ve farkındalık kazandırma amacıyla önceden yapılandırılmış bilişsel davranışçı terapi seansları kullanılır.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Danışanların kaygıyla baş etmelerine yardımcı olmakta son derece etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış bir psikoterapi şeklidir. Normalde haftada bir kez tedaviye gelmeyi içeren kısa süreli bir tedavidir. Davranış ve düşünme süreçlerine odaklanır, danışanların kaygılarına neden olan stresörler hakkında mantıklı ve işlevsel düşünmesini sağlayarak kaygıyı azaltmaya ve kontrol altına almaya yardımcı olur. Sorunlu düşünce ve davranışları, onlarla başa çıkmanın daha iyi yollarını bulmak için daha küçük parçalara böler. Araştırmalar BDT’nin kaygıyla başa çıkmada ve gelecekteki kaygı sorunlarını önlemede çok etkili olduğunu göstermektedir.

EMDR Terapisi

Kaygı sorunlarında etkili olan diğer bir tedavi yöntemi EMDR terapisidir. Kanıta dayalı bir terapi modeli olarak kaygının meydana getirdiği semptomları (daralma, bunalma, göğüste sıkışma, ateş basması, nefes almada zorluk, el ve ayaklarda titreme, aynı düşünceler üzerinde sürekli düşünme gibi) tedavi etmede oldukça etkilidir. EMDR terapisi, danışanın gelecekte karşılaşması olası senaryolarda yaşayacağı kaygıları da etkili şekilde ele alabilmektedir.

Farkındalık Terapisi (Mindfulness Terapisi)

Farkındalık terapisi, hayatı gözlemleyerek derin bir duygusal seviyede kontrolü yeniden ele almaya yardımcı olan bir terapidir. Bu terapide öncelikle yıkıcı duygular ve hisler belirlenir, ardından bu duygular üzerinde çalışılır. Daha sonra mevcut anksiyeteyle başa çıkma mekanizmalarının ne kadar etkili olduğu incelenerek onlarla başa çıkmanın daha iyi yolları beceri olarak öğrenilir.

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Randevu ve sorularınız için WhatsApp üzerinden doğrudan yazabilirsiniz.

WhatsApp'tan Randevu Alın
WhatsApp'tan Randevu Alın