Eşimle Sürekli Kavga Ediyoruz

Eğer siz de “eşim sürekli kavga çıkarıyor”, “ortada hiçbir neden yokken kavga ediyoruz”, “eşim en küçük tartışmada bile çekip gidiyor”, “evde sürekli huzursuzuz”, “en küçük isteği olmazsa seni terk ederim diyor” ya da “eşim bana değer vermiyor” gibi cümleleri kendinize söylüyorsanız, bu yazı tam size göre.
Aslında birçok çiftin yaşadığı bu sorunların cevabı, eşlerin ilişki modellerinde ve döngülerinde saklıdır.
İlişki modelleri nereden gelir?
Her birey, bir başkasıyla kurduğu ilişki şekli ve bu ilişkinin örüntüsü açısından, kendi bakım vereniyle (anne, baba ya da bakıcı) kurduğu ilişkinin bir prototipini taşır. Çocukluk çağında, özellikle 0-6 yaş arasında kurulan bu ilişkilerin oluşturduğu duygusal kalıp, kişinin hayatının her alanında başkalarıyla kurduğu ilişkinin belirleyicisi olur. Birey, gelişim öyküsünde çocukluk çağı muhataplarıyla kurduğu ilişkiyi yetişkinlikte yeniden gösterecek ve aktive edecektir.
Örneğin, yeterince iyi bakım almış, varlığı onaylanmış ve kendini güvende hissetmiş biri, ilişkilerinde de bu duygularla var olacaktır. Ancak yeterince bakım alamamışsa, ikircikli duygusal tepkilerle karşılaşmışsa ya da varlığı şartlara bağlı onaylanmışsa, bu kez ilişkilerinde bu duygulara dayalı örüntüler geliştirecektir. Bu örüntü özellikle partnerle kurulan duygusal ilişkide belirgin hale gelir. Genellikle tekrar tekrar aktive olan bu duyguların diğer partnerde de bir karşılığı vardır ve diğer partner, bu olumsuz duyguları besleyen döngüyü bir şekilde sürdürür. Çiftler bu olumsuz döngü yüzünden sürekli kavga etmeye başlar, ama bir türlü ayrılamazlar; çünkü döngüyü ikisi de besler.
Evlilik terapisi, tam olarak bu döngüyü dışarıdan fark ettirebilecek bir dizi terapötik adım izleyerek, döngünün nasıl işlediğini çiftlere göstermeye çalışır.
Bir örnek üzerinden
Çocukluğunda annesi ve babası tarafından aşağılanmış, yalnızca ebeveynlerinin beklentilerini yerine getirdiğinde kendini değerli hissetmiş bir kız çocuğu, bu ilişkiden iki grup duygu öğrenebilir. Birinci ihtimalde annesiyle özdeşleşir ve ezilme, aşağılanma, değersizlik ve kontrol edilme duygusunu sık sık hisseder. İkinci ihtimalde ise babasından öğrendiği öfkeli olma, kontrol etme ve karşı tarafı değersizleştirme duygularını içselleştirir.
Kişi, eşiyle ya da partneriyle yaşadığı ilişkide kendisini ya annesinin rolünde görüp onun yaşadığı duygulara karşı sürekli tetikte hisseder, ya da babasıyla özdeşleşerek babasının annesine yaptığını eşine yapmaya, onu değersizleştirmeye ya da kontrol etmeye çalışır. Eşi annesi gibi pasif bir tepki yerine karşılık verdikçe, kişi geçmişteki tamamlanmamış işi tamamlıyormuş gibi geçici bir rahatlama yaşar; ancak burada öfke genellikle yersiz ve orantısızdır, ve partner bu öfkenin nereden geldiğini anlamlandıramaz.
Benzer şekilde, babası tarafından ezilmiş ve kendisi olmasına izin verilmemiş bir erkek çocuğu da, eşinin her tepkisinde babasının kendisini kontrol ettiği duygusunu yaşayarak yersiz ve orantısız şekilde kendini savunmaya geçebilir; ama eşinin kendi babasına benzediğini fark etmeyebilir bile. Evlilik terapisti, bu ilişki döngülerini dışarıdan görüp değerlendirebilecek, çiftlerin bu döngüyü nasıl sürdürdüğünü fark etmelerini sağlayarak, kötü olanın eşlerin kendileri değil aralarındaki olumsuz döngü olduğunu görmelerine yardımcı olacaktır.
İlişki terapisi almayan çiftler ise, her ikisi de bireysel öykülerinde öğrendikleri yolu tekrar ederek, bir küs bir barışık ama giderek uzaklaşan ve duygusal olarak birbirinden kopan bir evlilik sürecine girer.
Duygusal ihtiyaçlar ve ilişki döngüsü
Evli çiftler için önemli olan konuların başında, var olan psikolojik ihtiyacı mevcut ilişkide karşılayabilmek gelir. Kendi duygusal ihtiyaçlarını partnerinden talep eden eşlerin bu ihtiyaçları karşılama ve doyurma düzeyini şekillendiren en önemli unsur da, çocukluk çağında bakım verenlerle kurdukları ilişki modelleridir.
Bu duygusal ve psikolojik beklentiler yalnızca kendi ihtiyaçlarının giderilmesi ve karşı tarafa bu ihtiyaçları dayatma ekseninde ilerlediğinde, ilişki karmaşık ve olumsuz bir döngünün içine girmeye başlar. Eşler onaylanma, kabul edilme, değer verilme, ait olma, terk edilmeme ya da yeterli hissetme gibi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için o kadar ileri gidip fedakarlık ve taviz verirler ki, bu durum kişinin giderek kendine yabancılaşmasına ve duygularından uzaklaşmasına neden olur. Kişinin ruhsal dünyasına verebileceği en önemli zararlardan biri, ilişki uğruna yapılan bu tür fedakarlıklar ve tavizlerdir.
İlişki ve çift terapisine, geçmişten getirdikleri bu duygusal ihtiyaçların yeniden canlanması nedeniyle başvuran çiftlerin sayısı hiç de az değildir. Kişi, kendisine sevgi verme konusunda zorlanan ya da belli beklentilere uyulduğunda koşullu sevgi veren bir ebeveynle büyümüşse, romantik partneriyle kuracağı ilişkide bu ihtiyacını giderme arayışına girer. Ancak bilinçdışı olarak seçtiği partner, büyük olasılıkla çocukken bakım veren ebeveynine benzer; çünkü elde etmek istediği sevgiyi alamadığı kişiye ne kadar benzerse, o duyguyu o kadar derin hisseder. Böyle bir ilişkide, çiftlerin hem kendi ihtiyaçlarını karşılamak hem de bu ihtiyaçları elde etmek için verdikleri tavizler, bir süre sonra ilişkide zarar verici ve yıkıcı bir etki yaratmaya başlar.
Çiftler, yaşadıkları problemlerin o anki olayla ya da eşleriyle ilgili olduğunu düşünürken, geçmiş yaşantıları derinlemesine incelendiğinde sorunların kaynağının aslında günümüzdeki “eşimle ailesi yüzünden kavga ediyoruz” ya da “para yüzünden kavga ediyoruz” gibi konularda değil, ebeveynleriyle kurdukları ilişkinin niteliğinde ve doğasında olduğu ortaya çıkar. Evlilik terapisi sürecinde çiftler bu döngüleri keşfetmezlerse, ilişkilerinde geçmişten getirdikleri ilişki kurma biçimlerini yaşamaya devam ederler.
Bu konuda destek almak ister misiniz?
Randevu ve sorularınız için WhatsApp üzerinden doğrudan yazabilirsiniz.
WhatsApp'tan Randevu AlınBunları da Okuyabilirsiniz
30 Haziran 2026Sürekli Tetikte Olma Hissi: Kaygı Bozukluğunun Bilmediğiniz Yüzü
Kaygı bozukluğu nedir, belirtileri ve tedavisi neler? 19 yıllık klinik deneyim ve güncel nörobilimle kaygının gizli işlevi, kaçınma, sinir sistemi ve kalıcı
Devamını Oku
21 Haziran 2026Kafamda Sürekli Aynı Şey Dönüyor: Zihnin Döngüsünden Çıkış
Kafanızda sürekli aynı düşünceler mi dönüyor? 19 yıllık klinik deneyim ve nörobilimle ruminasyonun 3 katmanı, OKB farkı, Gözlemci Koltuğu tekniği ve
Devamını Oku
29 Mart 2020Eşler Neden Sürekli Kavga Ederler?
Çiftlerin sürekli aynı konular üzerinden tekrar tekrar kavga etmesinin altında yatan nedenler ve evlilik terapisi bakış açısıyla çözüm önerileri.
Devamını Oku