Dr. Hüseyin DoğanPsikoterapist

Psikoloji Bir Din Olsaydı En Büyük Günah Ne Olurdu?

Dr. Hüseyin Doğan7 Kasım 20192 dk okuma
Psikoloji Bir Din Olsaydı En Büyük Günah Ne Olurdu?

Sabah erkenden kalkıp belki okulunuza belki işinize gitmek için hazırlanıyor, ya da ev işleri ve çocuğunuz için güne koyuluyorsunuz. Her hâlükârda bir iş ve bir eylem üzerinden gününüzü geçiriyorsunuz. Yaptığımız her davranış bir şeyi başarmak içindir, her davranışımızın altında bizi harekete geçiren bir neden yatar. Peki davranışlarımızın hedefini gerçekten biz mi belirliyoruz? Kendi davranışlarımızı kendimiz için mi yoksa başkalarını mutlu etmek ya da hayal kırıklığına uğratmamak için mi yapıyoruz? Hayatımızı kendi potansiyelimizi gerçekleştirmek için mi yoksa başkalarının söylediklerine göre mi yaşıyoruz?

Onay arayışının kökeninde ne var

Bu soruları psikoloji alanında okudukça kendime daha çok sordum ve şöyle bir görüşe ulaştım: eğer birinci çıkış noktamız diğerlerinin gözündeki hayranlığı toplamak, gücümüzü başkalarına göstermek ya da sonuç odaklı (başarı, saygınlık gibi) yaşamaksa, tüm hayatımız boyunca kendi varoluşumuzu inkar ederek yaşıyoruz demektir.

Bunun altında genellikle kişinin kendi kendini yeterince sevmediği, kendine değer vermediği ve derinlerde yoğun bir değersizlik duygusu taşıdığı için bu değeri başkalarından almaya çalışması yatar. Bu yüzden başkalarının hayranlığını kazanmaya çalışır, aşırı derecede verici olur, insanları gözlemleyip onların beklentileri doğrultusunda kendi yaşamına şekil vermeye çalışır. Potansiyeli aslında farklı bir yöne işaret eden bir insan, kendini başka bir kalıba sokmaya çalışırken ne o kalıba tam uyabilir ne de kendi potansiyelini gerçekleştirebilir.

“Ne derler acaba” kaygısı

Kendisini hep başkasının bakış açısına göre tanımlayan bir insan sürekli “benim için ne derler, ne düşünürler” sorusuyla yaşar. Psikoloji bir din olsaydı, en büyük günah muhtemelen “ne derler acaba” diye sorgulanmadan yapılan tüm davranışlar olurdu; “ne derler acaba” tek taptığımız put haline gelirdi. Çünkü o zaman kendi hayatımızı yaşamayız, başkalarının onayına mahkum oluruz. Bu “elalem ne der” hapishanesinin gardiyanları bazen anne babalarımız, bazen öğretmenlerimiz, bazen arkadaşlarımız olur; örnek öğrenci, örnek evlat ya da kibar biri olarak görünme kaygısı tüm hayatımızı şekillendirebilir.

Başkaları bize alkış tutmadığı sürece, hayran bakışlarla bakmadığı müddetçe “gerçek ben” olarak var olamayız; ne yaparsak yapalım hep başkalarının bakışlarındaki bir hapishanede mahkum kalırız.

Kendimize sormamız gereken soru

Şimdi kendimize şu soruyu sorabiliriz: beni ben yapan gerçekten benim irademi mi, yoksa başkalarının beklentileri mi? Eğer başkalarının beklentileriyse, o zaman ortada bir “ben” kalır mı? Bu “elalem ne der” hapishanesinden kurtulmak mümkün mü, bu sorunun cevabını aramak, kendi hayatımızı yeniden kendi ellerimize almanın ilk adımı olabilir.

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Randevu ve sorularınız için WhatsApp üzerinden doğrudan yazabilirsiniz.

WhatsApp'tan Randevu Alın
WhatsApp'tan Randevu Alın