Mutlu Bir İlişkinin Sırrı: İlişkilerde Kovalayan-Kaçan Döngüsü

Evlilik danışmanı ve evlilik terapisti olarak hizmet verdiğim danışanlarımda genel olarak gözlemlediğim en önemli sorun, bir şarkının nakaratı gibi hep benzer konular etrafında tekrar edip durmasıdır. İster romantik ilişki, ister evlilik, isterse aile üyeleri arasındaki ilişki olsun, bir ilişkinin doyumlu ve uyumlu olabilmesinin ya da bir ilişkide tutkuya ulaşabilmenin yolu iki temel duyguyu dengelemeye bağlıdır. Bunlar yakınlık ve bağımsızlık duygusudur.
Kovalayan ve Kaçan Dinamikleri
İlişkinizde bu iki duyguyu bilinçli bir şekilde dengede tutamazsanız, kaçan ve kovalayan kısır döngüsünde gidip gelebilirsiniz.
İlişkide kovalayan dinamiğine sahip olanlar, partnerine “yakın” olmayı ve onunla yakınlaşabilmeyi kovalarken, düşünceleri, duyguları ve eylemleri bu yakınlığı arama üzerine odaklıdır ve özerkliğe olan ihtiyaçlarının farkında değildirler. İlişkide kaçan dinamiğine sahip olanlar ise bağımsızlığa sığınırlar, ama onlar da yakınlığa olan ihtiyaçlarını görmezden gelirler. Bu durum kaba bir şekilde, halk arasında “erkeğin karısıyla ilgilenmemesi” ya da kadının “dırdır etmesi” şeklinde yansıtılır.
Evlilik ilişkisinde daha fazla bağ kurma arayışında olan kovalayanlar, genellikle “hadi sohbet edelim” veya “sen bu konuda ne düşünüyorsun” gibi ifadeler kullanma eğilimindedir ve partnerleri mesafe koyma ihtiyacı hissettiğinde kendilerini reddedilmiş hissederler, daha fazlasını denerler. Evlilik ve aile terapisinde sıklıkla gözlemlediğim sorun, sonunda yakınlığı kovalayan partnerin bunu yeterince alamadığını düşündüğünde kaçan partnere kızgınlık veya öfkeyle yaklaşarak, gerekirse onu tahrik ederek ilişki kurmaya çalışmasıdır. Bu andan sonra ya kavga başlar ya da partner öfkeyle geri çekilir ve ilişkideki yakınlık giderek uzaklaşmaya, hatta kopma noktasına doğru gitmeye başlar.
Fiziksel ve duygusal olarak mesafe koyan kaçanlar ise bağımsızlık ve özerklikten zevk alırlar. Kendine güvenme ve bağımsız olma eğilimindedirler ve hassas ya da zayıf yönlerini göstermek istemezler. Duygularını göstermekten ya da ifade etmekten kaçınırlar. Kaçan partnerler, çift, evlilik ya da aile ilişkilerinde sorunla başa çıkma yöntemi olarak işine yoğunlaşmayı, ilişki dışı aktivitelere yönelmeyi veya yalnız kalmayı tercih ederler. İlişki kendilerince çok zor olmaya başladığında ise aniden ilişkiyi bitirebilirler ve bunda pek sorun görmezler. Bu soğukkanlı tutum, kovalayan partneri daha da çileden çıkarır, çünkü zaten en derinde yeterince sevilmediğine ilişkin duyguları daha da gün yüzüne çıkar. Bu ilişki döngülerinin fark edilmesi, bir evlilik danışmanı ya da evlilik terapisti ile birlikte ele alınmalıdır, çünkü çiftler zaten bu olumsuz döngünün bir parçasıdır.
Bir İlişkide Neden Kaçarız, Neden Kovalarız?
İnsanlar genellikle hayatlarına kendilerinin sahip olmadığı kişilik ya da karakter özelliklerine sahip kişileri alma eğilimindedir. Bir ilişkiye bu motivasyonla girildiğinde, genellikle kaçan ve kovalayan karakterde iki insan ilişkisi ortaya çıkar. Bu durum romantik ilişkilerde ya da evliliklerde sık gözlenir. Partnerler böylelikle kendilerini tamamlayan özelliklere sahip olduklarını düşünerek kendilerini daha bütün hissetmek isterler.
Kovalayan partnerler yetişkinlik yıllarını daha fazla bağ kurmaya çalışarak geçirirler, çünkü çocukluk yıllarında annelerine bağlanma, sevilme ve ilgi görme ihtiyaçları yeterince karşılanmamıştır. Bu kişiler genellikle bağımsız tiplerin çekimine kapılırlar. Çoğu zaman sevildiklerini kendilerine ispatlamak için ilgiyi, sevgiyi ve bağlılığı her şeyiyle kovalarlar. Ancak içlerinde derinlerde, ne kadar sevilseler de hayal kırıklığına uğrayacakları korkusu ve beklentisi taşıdıkları için, partnerleriyle olan ilişkilerinde sanki bu beklentiyi haklı çıkaracak şekilde yakınlığı kovalarlar. Seçtikleri kişilerin bu yakınlığı “boğulma” olarak algılayacak, kaçan ya da bağımsız karakterde kişiler olması şaşırtıcı değildir. Sonuç olarak ilişkide yakınlığı kovalayan partnerin bağlanma istekleri çoğu kez geri çevrilir ve yakın ilişki kurma ile reddedilme döngüsü devam eder.
Kaçanlar ise çocukluklarında kendi hallerine bırakılmış olabilir veya başka bir şekilde derinden yara almış olabilirler. Kendilerini korumanın bir yolu olarak aşırı bağımsız olmayı seçmişlerdir ve genellikle kovalayan karakterdeki kişilere ilgi duyma eğilimindedirler. İlişki ilerledikçe kaçanlar, kovalayanların aşırı bağlanma isteklerinden ve dikkatlerinden dolayı kendilerini boğuluyormuş gibi hissederler. Geçmişte yaşadıkları olaylara dayanarak yakınlığın bağımlılığa, baskılanmaya ve hayal kırıklığına uğramaya neden olacağını düşünüp yakınlık geliştirmekten korkarlar. Partnerlerinin olur olmaz zamanlardaki “yakınlık arayışları” onları gafil yakalar ve kendi zayıf noktalarıyla yüzleşme korkusuna neden olur. Sonuç olarak bu durum partnerleriyle aralarına mesafe koyma ihtiyacı hissetmelerine ve yalnızlık arayışına girmelerine yol açar.
Bu olumsuz döngü, her geçen gün eşleri duygusal olarak birbirinden daha da uzaklaştırarak ilişkiyi ya da evliliği bitirme eşiğine kadar getirebilir. Bu süreç çoğunlukla farkında olunmadan işlediği için, evlilik danışmanı ya da evlilik terapisti yardımıyla bu döngü olumsuzdan olumluya dönüştürülerek ilişki ya da evlilik kurtarılabilir ya da daha mutlu hale getirilebilir.
Bu konuda destek almak ister misiniz?
Randevu ve sorularınız için WhatsApp üzerinden doğrudan yazabilirsiniz.
WhatsApp'tan Randevu AlınBunları da Okuyabilirsiniz
2 Temmuz 2026Tükenmişlik Sendromu: Başarılı İnsanların Sessiz Çöküşü ve Bilimsel Çıkış Yolu
Tükenmişlik sendromu nedir, nasıl tanınır ve iyileşir? 19 yıllık klinik deneyim ve güncel nörobilim ışığında sessiz tükenmişlik, altındaki duygu ve bilimsel
Devamını Oku
7 Kasım 2019Mutlu Bir Evlilik İçin Nelere Dikkat Edilmelidir?
Güven ortamı kurmak, duyguları açıkça ifade etmek ve kök aileden ayrışmak gibi mutlu bir evlilik için evlilik danışmanından temel öneriler.
Devamını Oku
7 Kasım 2019Hayatın Yapbozu: Mutlu Olmanın Psikolojisi
Hayatı oluşturan küçük ve büyük parçaları yeniden düzenleyerek nasıl bir dengeye ulaşabiliriz? Sorunlara bakış açımızı değiştirmenin psikolojisi üzerine bir
Devamını Oku