Mutlu Bir Evlilik İçin Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yeni evli olan bir danışanım şöyle diyordu: “Hocam bir imza atıyorsun, bakmışsın her şey değişmiş oluyor. Evlenmeden önce cinsel heyecan duymak kötü sayılıyordu, oysa şimdi bunları yapmamak kötü sayılıyor. Evlenmeden önce yapılan iltifatlar, alınan hediyeler, özenli davranışlar, ‘hayatımın aşkı’ dediğim adam gidiyor, bunun yerine gelen adamı tanıyamıyorum bile.” Aynı danışanımın eşi ise “Hocam evlenmeden önce kendi bakımına çok dikkat eder, benim için yaptığı şeylerden zevk alır, beni onur duyacağım şekilde davranır, kararlarıma saygıyla yaklaşırdı” diye yakınıyordu. Peki kim haklı, kim haksızdı?
Bu sudan çıkmış balığa benzeyen değişime ayak uydurabilmek özellikle zorlu bir süreçtir, çünkü artık gerçek kimliğimiz ve kişiliğimizle 24 saatimizi geçirdiğimiz bir insanla her şeyimizi paylaşırken rol yapmak mümkün değildir. Yeni bir yaşantıyı rayına oturtmak zaman ve çaba gerektirir. Her şeyin bir günde olup bitmesi beklenmemeli, uyum sağlamanın zaman aldığı hatırlanarak ilişki sürdürülmelidir. Evlilik sürecinde bu uyumu yakalayabilmek için en temel ilkeler şunlardır.
1. Öncelikle Bir Güven Ortamı Yaratın
Evliliğin ilk gününden itibaren birbiriniz için yapabileceğiniz somut şeylerden biri budur. Güvenin alınan bir şey değil, verilen bir şey olduğunu unutmayın. Siz açık ve şeffaf oldukça karşınızdaki kişi de buna ayak uydurmak zorunda kalacaktır.
2. Duygularınızı Açıkça Ortaya Koyun
Bu basit gibi gelebilir ama oldukça zordur. İnsanların duygularını açıkça tartışması dünyanın en güç şeylerinden biridir, çünkü çoğumuza duygularımızı açmanın uygun olmadığı öğretilmiştir. Bazen alay edilmişizdir, bazen uzaktan sevilmişizdir, bazen de gerçekten duygulardan uzak bir aile ortamında büyümüşüzdür. Bazen de duygularımızı söylediğimizde karşımızdaki kişinin üzülüp bizi terk edeceğini düşünürüz. Bütün bu nedenlerle, her şeyimizi bildiğini düşündüğümüz kişiyle bazen en yakınken bile en uzakta hissedebiliriz, çünkü duygularımızı açamamak “anlaşılmıyorum” hissini uyandırır.
Mutlu bir ilişki ya da evlilik için açık konuşmanın en doğru yol olduğunu birbirinize sürekli hatırlatın. Kendinizi bir ilişkide rol yaparken buluyorsanız bu ilişki baştan yanlış başlamış demektir ve bu yanlışı sürdürmek onu daha da büyütecektir. Karşınızdaki kişiyi eleştirmeden “ben böyle hissediyorum” cümlesini kurabilmeli ve duygularınızı açıkça ortaya koyup konuşabilmelisiniz. Bu sayede evliliğin temeli sağlam atılabilir.
Tatsız, olumsuz ya da iki uçlu duyguları kendimiz de farkında olmadan örtbas etmeye çalışabiliriz. Bu duygular bir anda değil ama eninde sonunda su yüzüne çıkacaktır. Baskı altında tutuldukça büyür, dal budak sarar ve en ummadığımız zamanda yüzeye çıkarak ilişkiyi bulandırabilir. Sorunları başlangıçta, daha küçükken açığa çıkarıp çözümlemek gerekir. Ertelenen her şeyin gücü artar. Kırgınlıklar, düş kırıklıkları, kaygı, kuşku ve korkular konusunda yapılacak açık yürekli ve dürüst konuşmalar, sıcağı sıcağına yapıldığında fayda sağlar. Sonradan patlak verdiğinde ise çoğunlukla ilişkiye zarar verir. Mutlu bir evlilik sürdürmek yalnızca birlikte gülmek, eğlenmek ya da güzel anları paylaşmak değildir, gözyaşlarını ve hıçkırıkları paylaşmak da ilişkiyi pekiştirmede aynı oranda öneme sahiptir.
3. Eşinizin Duygularını Anlamaya Çalışın
Kendinizi eşinizin yerine koyabilirseniz ona çok daha yardımcı olabilirsiniz. Onun duygularını yalnızca söyledikleriyle değil, sesinin tonu, yüzündeki ifade ve vücudundaki gerilimle de yorumlamayı öğrenin. Nasıl bir anne bebeğinin hal ve davranışlarından onun karnının acıktığını, altının değişmesi gerektiğini ya da uykusunun geldiğini anlıyorsa, eşinizin duygularını da yüzünden, bakışından, sesinden ve tavırlarından anlayabilmeli, onu rahatlatacak sevgi, şefkat ve güveni sunabilmelisiniz. Ancak bir annenin bu davranışlardan çıkardığı anlamları sadece bebeğini rahatlatmak ve ihtiyaçlarını karşılamak için kullandığını, onu eleştirmek ya da köşeye sıkıştırmak için kullanmadığını unutmayın.
4. Sevgi ve Şefkatinizi Ödül ya da Ceza Olarak Kullanmayın
Dünyaya yeni geldiğimizde yaşamı sürdürebilmek için büyük ölçüde sevgi ve şefkate ihtiyaç duyarız. Evliliğin başlangıcında da aynı ihtiyaç devam eder. Sevgi ve şefkat, olumlu bir davranışın ödülü ya da istenmeyen bir davranışı engellemek için kullanılacak bir ceza aracı değildir. İlişkinin kendiliğinden büyüyebilmesi için bu duyguların spontan, yani içten geldiği gibi doğal ve herhangi bir koşula bağlı olmadan gösterilmesi gerekir.
5. İsteklerinizi Açıkça Belirtin
Hangi ilişki olursa olsun istek ve düşüncelerinizi açıkça belirtmelisiniz. Bu, duygularınız konusunda dürüst davranmak anlamına gelir ve son derece önemlidir. Yeni evliyken insan bazen isteklerini açıkça dile getirmekten çekinir, eşine karşı “fazla bir şey” görünme korkusuyla kendini frenleyebilir ya da isteğinin karşı tarafı uzaklaştıracağını, terk edileceğini düşünebilir. Böyle düşünen eşler gerçek arzu, istek ve duygularını birbirinden saklama yoluna gidebilir, oysa bu her iki taraf için de haksızlık olur. Bu bilgiyi paylaşmamakla biri vermenin, diğeri de almanın sevincinden yoksun kalır, yani iki taraf da kaybeder.
6. Artık Bir “Aile” Olduğunuzu Unutmayın
Evlendiğinizde yeni bir aile kurmuş olursunuz. Bunu bilinçli ve duygusal yönden kavramak kolay değildir. Her iki eş de eski ailelerinden kalma birtakım alışkanlıkları, görüşleri ve değer yargılarını taşır ve bunları farkında olmadan sürdürmek doğaldır. Oysa bunlardan bazıları yeni kurulan ailenin mutluluğunu engelleyebilir ya da artık işlevi kalmamış olabilir. Bu konuda gerçekçi bir ayıklama yaparak her şeyi yeni ailenin yararına göre ayarlamaya çalışmak gerekir.
7. En Öncelikli Sorumluluğunuz Artık Yeni Ailenizedir
Eşinizle yuvanızı düşünmek, önemli kararlar alırken kendi ailenize değil birbirinize güvenmek, mutluluğu eski çevrenizde değil yeni yuvanızda aramanız gerekir. Bunun ilk adımı, önceki ilişkilerden bir adım uzaklaşırken yeni aile ilişkisine bir adım yaklaşmakla başlar. Yeni bir aile olabilmek, kendi kurallarınızın ve kararlarınızın olduğu, diğer ilişkilerle belli bir mesafeyi koruyabilmek anlamına gelir. Duygusal yönden yeni ailemize “transfer” olmak da kolay bir süreç değildir.
Eğer ailenizden ayrışıp bireyselleşme sürecini henüz tamamlayamadıysanız, genellikle bu gençlik dönemlerinin başında olur ve aile bağımlılığından kurtulmak mutlu bir ailenin önemli ve ilk kurallarından biridir. Kendi öz benliğinizi bulup geliştirmeye çabalamak büyük önem taşır. Ülkemizde evlenip yuva kuran birçok genç çift, ana baba evinden kopamadıkları için evliliklerinin ilk beş yılında ciddi sarsıntılar yaşayabilmektedir.
Eğer bir kişi eski ailesine olan duygusal bağımlılığı sürerken evlenirse, bu bağımlılığı evliliğe taşır ve duygusal yaşamı ikiye bölünür. Eski ailesine karşı sürdürdüğü gençlik isyanını yeni ailesine “transfer eder” ve yeni ailesine karşı bağımsızlık çatışmasına girer, yani kendi kurduğu yuvaya karşı, farkında olmadan baş kaldırır. Evlilik terapisi yaptığım çiftlerde ya da aile danışmanlığı için gelen özellikle yeni evli çiftlerdeki hızlı boşanmanın en önemli dışsal nedeni budur: eski aileden kopamama. Bu yüzden genç evlilerin bu konuda birbirine yardımcı olması çok önemlidir, bunun en iyi yolu da açık ve dürüst şekilde bu konuyu konuşup tartışmaktan geçer.
Evlendiğimizde hemen hemen hepimizin içinde eski evimizle ilgili bir kızgınlık, gücenme birikimi vardır. Bu birikimin sorunlarını evlenmeden önce çözüme kavuşturabilenlerin yeni ailelerine uyum sağlaması daha az sancılı olur. Ama birikimi olduğu gibi yeni ailelerine taşıyanları güç dönemler beklemektedir.
Yeni kurulan ailede enine boyuna konuşup inceleyip çözüme kavuşturulacak bir sorun varsa, o da “ailem” ya da “ailemiz” sorunudur. Bu açık konuşmanın bir başka olumlu sonucu da, eski ailemize karşı besleyegeldiğimiz olumsuz duyguların birçoğunun geçerliliğini yitirmesidir. Ya bunların gençlik döneminin bir kalıntısı olduğunu görürüz, ya da artık kendimiz bir aile kurmuş olduğumuz için eski konular gözümüzdeki önemini yitirir. Böylece eski ailemizin olumlu yönlerini de daha açık görmeye başlayarak onlara belki eskisinden daha çok yakınlaşabiliriz.
Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta vardır: açık sözlülük iki tarafı da keskin bir kılıç gibi kesebilir. Bir eş, öbürünün ailesini “eleştirmek” bahanesiyle kırıcı bir tutum içine girip bunu eşini incitmek için dolaylı bir silah olarak kullanabilir. Böyle bir şeyi ne yapın ne de yaptırın. Eşiniz ailesi adına alınganlık gösteriyorsa, kısa kesin, işi kavgaya dökmeyin. Eşinizi eski ailenizle aranızda süren sorunlar konusunda bir yakınma aracı olarak kullanmayın, yakınmalarınız gerçekçi bir görüş alışverişi sınırını geçmesin.
Eşinizin eski ailesine ilişkin yakınmalarını dikkatle dinleyin, hem söylenenlere hem de satır aralarına dikkat edin. Eşinizin yakınması sürekli, aşırı duygusal ve yoğunsa, eşinizin ailesine karşı duyduğu isyanı henüz çözümleyememiş olabileceğinden kuşkulanın, çünkü öyleyse ilk fırsatta yeni ailesine karşı da baş kaldıracaktır. Eşiniz eski ailesinden nedensiz ya da sudan nedenlerle kopmuşsa da durup düşünün. Bütün mutluluklar bir denge sağlama işidir, ilk ailesiyle sağlam bir denge içinde yaşayamamış olan kişinin bunu şimdi başarabilmesi pek zordur.
Eşinizle eski ailesinin arasına kesinlikle girmeyin, aracı olmayın. Sizin bir sorununuz varsa bunun sizinle onlar arasında olduğunu unutmayın, bunu halledecek olan sizsiniz. Onların bağlılıklarının çok eskilere dayandığını unutmayın: bugün küsmüş olabilirler, siz de illa eşinize uyup küsmeyin, çünkü yarın onlar barıştığında siz kötü kişi olarak kalabilirsiniz. Eşinizin eski ailesiyle olan ilişkilerinde yapıcı ve olumlu bir rol oynarsanız, onun yeni ailesiyle daha iyi uyum sağlamasına yardımcı olursunuz.
Özetle
Mutlu bir evliliğin başlangıcı; dürüst olmak, duygularınızı paylaşmak, isteklerinizi, üzüntü ve korkularınızı açıklamak, kendinizi eşinizin yerine koymak ve ikinizin kurduğu “aile”ye öncelik tanımaktır. Bunlar aranızdaki uyumun ana bileşenleridir ve cinselliğin fiziksel yönünü hakkıyla yaşayabilmeniz için gerekli olan sağlam temel taşlarını oluşturur.
Bu konuda destek almak ister misiniz?
Randevu ve sorularınız için WhatsApp üzerinden doğrudan yazabilirsiniz.
WhatsApp'tan Randevu AlınBunları da Okuyabilirsiniz
1 Haziran 2021Dikkat Eksikliği / Aşırı Hareketlilik Belirtileri Nelerdir?
Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik (hiperaktivite) bozukluğunun DSM-5'e göre dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri detaylı olarak
Devamını Oku
2 Ocak 2021Evlilik Terapisine İhtiyacınız Olduğunu Gösteren Belirtiler
İletişim sorunlarından güven kaybına, çiftlerin evlilik terapisine ya da evlilik danışmanına ihtiyaç duyduğunu gösteren sinyaller ve çözüm yolları.
Devamını Oku
10 Şubat 2020İyi Bir Psikologa Karar Verirken Nelere Dikkat Etmeliyiz
Doğru psikolog veya psikoterapisti seçerken izlenebilecek adımlar: ihtiyacı netleştirmek, tavsiye almak, araştırmak ve ilk görüşmede nelere dikkat edilmeli.
Devamını Oku