Sosyal Kaygı, Sosyal Ansiyete ve Sosyal Fobi Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

“İnsanlar benim görünüşümü yargılıyor mu?”

“Ne söylersem insanlar bunu aptalca olarak değerlendirmez?”

“Acele edip ve bir şeyler söylersem, böylece insanlar utangaç ve sessiz olduğumu düşünmezler”

“Söylediğim şey çok aptaldı, benim bir aptalı olduğumu düşünecekler”

“Bir etkinliğe ya da toplantıya gitmekten kaçınmak için hangi bahaneyi öne sürebilirim?”

Eğer siz de çoğu zaman böyle düşünüyorsanız “sosyal kaygı” sorunu yaşıyorsunuz demektir.

Sosyal kaygı kişinin başkaları tarafından yargılanabileceği ve değerlendirebileceği kaygısını taşıdığı sosyal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı düşüncesi ve bu konuda belirgin ve sürekli korkusunun olduğu bir kaygı bozukluğudur.

Kişiler başkalarıyla etkileşimde bulunmalarını gerektiren ya da bir eylemi başkalarının yanında yapmaları gereken durumlardan korkarlar ve bunlardan olabildiğince kaçınmaya çalışırlar. Ellerinin ya da seslerinin titrediğinin farkına varılacağı gibi kaygılarından ötürü toplum önünde konuşmaktan korkabilirler ya da düzgün bir biçimde konuşamıyor gibi görünmekten korktukları için başkalarıyla karşılıklı konuşurken aşırı kaygı duyabilirler. Sıklıkla rahatsız olunan sosyal durumlar, topluluk önünde konuşma, yeni insanlarla tanışma, sosyal ortamlar(düğün, eğlence, parti, cenaze vb.), karşı cinsle arkadaşlık ilişkisi başlatma, topluluk içinde yemek yeme, otorite sahibi kişilerle konuşma ve başkalarının fikirlerine karşı çıkma olarak gösterilebilir. Özellikle Ankara gibi metropellerde sosyal kaygı sorunu yaşayan insanların sayısı hızla artmaktadır.

Sosyal fobisi olan insanlar, yaptıkları davranışlarından dolayı diğer insanların kendileri hakkında olumsuz düşünceler geliştireceklerine inanırlar. Başkalarının kendilerindeki terleme, titreme, yüz kızarması gibi kaygı belirtilerini fark edeceklerinden endişe ederler.

Sosyal anksiyetesi olanlar, sıklıkla rahatsız oldukları ortam ve durumlardan kaçınmaya / uzak durmaya çalışırlar. Bunu yapamadıklarında ise son derece kaygılı ve utanmış hissederler. Rahatsız olunan durum ve ortamlardan uzak kalma çabası zaman zaman panik ataklara yol açabilir.

Sosyal Fobi Hangi Durumlarda Ortaya Çıkar?

Sosyal fobinin ortaya çıktığı durumlara dönük yapılan çalışmalarda, dört kategori belirtilmiştir:

  1. En çok kaygı yaratan durumlar, bir toplantıda konuşma yapmak, dinleyicilere bir sunum yapmak gibi resmi etkileşimlerdir.
  2. Partiye, toplantılara gitme, tanıdık olmayanlarla toplantılara katılma gibi resmi olmayan konuşma ve etkileşimler ikinci sırada yer almaktadır.
  3. Üçüncü kategoride itiraz etme, bir malı iade etme, ısrarlı satıcıların baskısına direnç gösterme gibi girişken etkileşimlerin gerektiği durumlar yer almaktadır.
  4. Dördüncü düzeyde sosyal kaygı yaratan durumlar ise başkalarının gözü önünde çalışmak, yemek yemek ya da yazmak gibi durumlardır.

Yukarıdaki durumları biraz açarsak;

  • Önceden hazırlanmaksızın bir toplantıda kalkıp konuşmak
  • Seyirci önünde hareket, gösteri ya da konuşma yapamamak
  • Karşıdaki insanla konuşurken konuşulan konunun içeriğinden çok, karşıdaki kişinin kendisini ve konuşmasını nasıl değerlendirdiğiyle meşgul olmak
  • Romantik veya cinsel bir ilişki kurmak amacıyla birisiyle tanışmakta zorlanmak
  • Bir gruba önceden hazırlanmış sözlü bilgi sunmada güçlük yaşamak
  • Başkaları içerdeyken bir odaya girerken oldukça kaygılanmak
  • Kendisinden daha yetkili biriyle konuşurken çok heyecanlanmak ya da ne diyeceğini unutmak
  • Satın aldığı bir malı ödediği parayı geri almak üzere mağazaya iade etmekte zorlanmak
  • Çok iyi tanımadığı birisine fikir ayrılığı veya hoşnutsuzluğun ifade edilmesinde çok zorlanmak
  • Gözlendiği sırada çalışmakta zorlanmak
  • Çok iyi tanımadığı bir kişiyle yüz yüze konuşurken zorlanmak
  • Umumi yerlerde yemek yemekte zorlanmak
  • Küçük bir grup faaliyetine katılamamak
  • Yabancılarla konuşmak
  • Satış elemanının yoğun baskısına karşı koyamamak gibi durumlarda yaşanan zorluklar sosyal kaygının varlığını göstermektedir.

Sosyal fobik insanların düşük öz güvene sahip oldukları düşünülebilir. Onlar başkalarının düşünce ve değerlendirmelerini abartma eğilimindedirler.

Sosyal fobi genelde ergenlik döneminde başlar ve kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür.

Sosyal Anksiyetenin Nedenleri Nelerdir?

Psikodinamik açıdan bakıldığında, sosyal anksiyete bozukluğunun, çocukluk döneminde ortaya çıkan daha büyük bir problemin parçası olduğuna inanılmaktadır. Bu bakış açısıyla bilim adamları, “anksiyete”yi erken çocukluk döneminde oluşan  bir sorun olarak göstermektedirler. Bu nedenle, sosyal kaygı ve sosyal fobi, bize bakım verenlerle (anne, baba ve bakıcılarımız) ve de hayatınızdaki diğer önemli insanlara ilk deneyimlerinizden ve onlarla olan ilişkilerimizden kaynakladığı söylenebilir.

Psikodinamik teoriye göre, sosyal kaygınız aşağıdakilerin bir sonucu olabilir:

  • Eleştirel ya da sert ebeveynlerin çocuklarda utanç ve aşağılama beklentisi oluşturması,
  • Başarma ve başarıya ulaşma güdüsü ile başarısızlık korkusu arasındaki yaşanılan çatışma
  • Ebeveynleriniz tarafından reddedilme korkusu,
  • Bağımsız olabilme duygusu ile reddedilme korkusu arasındaki çatışma,
  • Anne ve babanın çocukları ile ilgili yüksek beklenti içinde olması ve bunun sonucunda bu kişilerin mükemmel bir izlenim yaratamama korkusu yaşaması,
  • Bu çatışmaların her birinin utanç, sosyal geri çekilme, güvensizlik ve düşük öz saygıya neden olduğuna inanılmaktadır.

Sosyal Anksiyete  ve Sosyal Fobiden Kurtulmak İçin Çözüm Önerileri

  1. Kaçınmaktan Kaçının

Kaçındığınız şey, kaygılandığınız şeyi daha da güçlendirir. Çünkü her kaçtığınızda sizi kaygıdan kurtaracak yani sonuçta kaçınma davranışınız pekişecektir. Örneğin toplantıya gitmekten kaçındığınız için kaygı duymayacak ve böylelikle toplantıya gitmeme davranışınız daha da güçlenecektir. Kaygılandığınız ve kaçındığınız durumlarla hiç karşılaşmamak için yaptığınız tüm eylemler aslında sizin sosyal kaygınızı daha da güçlendirmektedir.

  1. Sosyal kaygınızı sistematik duyarsızlaşma merdiven tekniği ile yenin.

Sosyal kaygı yaşadığınız durumlarla başedebilecek biraz da olsa motivasyonunuz  varsa, o zaman yaklaşık 10 durumdan oluşan bir liste oluşturun ve bunları anksiyete düzeyi açısından sıralayın (1 = en düşük kaygı durumu, 10= en yüksek kaygı durumu). # 1 ile başlayıp devam edin. Ver her seferinde birer basamak yukarı çıkarak ilerleyin. Eğer çok kaygılanırsanız bir önceki basamağa geri dönün ve kesinlikle basamak atlamayın. Çünkü çok fazla kaygı ve endişenizi artırarak daha fazla cesaretiniz kırılabilir ve bu da kendinizden şüphe etme ve başarısızlık duygularına yol açabilir.

Örneğin, yaptığınız hiyerarşi şöyle bir şeye benzeyecektir:

1 = Marketteki kasiyerle konuşmak

2 = Sıraya geçtiğinizle yanınızdaki ile selamlaşıp sohbet etmek

3 = Okulda yeni bir kulup ya da derse katılmak

..

10 = Büyük bir grup insana konuşma yapmak. (# 10, önceden çalışacak bir hedef olmalı)

 3.Kendi kendini kabul etme ve daha az mükemmel olma duygusu ile barışık olabilme

Sosyal kaygısı olanların çoğu yargılanmaktan korkuyor ve “mükemmele yakın” bir imajı sürdürmek için kendilerini bir şekilde heder ediyorlar.

Bir toplantıda ya da konferansta bir soru sormaya ya da bir düşünceyi dile getirmeye tereddüt ettiniz, ama sonra başka biri konuşarak ve sizden önce aynı düşünceyi söyleyerek sizin sorunuzu ya da düşüncenizi dile getirdi. Daha mükemmel bir fikir öne sürme ya soru sormak için aslında hiçbir şey yapamamış oldunuz…

Ya da bir grup insanın önünde utandırıcı bir şey yapmaktan korkuyor olabilirsiniz. Bu duygu çok nomarl. Düşüncelerinizin diğerleri kadar değerli olduğunu ve bir insan olarak, beceriksiz veya utanç verici bir şeyin zaman zaman meydana gelebileceğini kabul edin. Bu tür durumlar alanındaki en becerikli dediğimiz insanların bile zaman zaman yaptığı hatalardır.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu Tedavisi ve Terapisi

Sosyal kaygı sorunun çözümü için 2 temel yaklaşım benimsenmektedir. Bunlardan birisi ilaçla tedavi , diğeri ise psikoterapi yaklaşımıdır.

Psikoterapi yönteminde ise 2 temel yaklaşım oldukça etilidir. İlki Psikodinamik psikoterapi ile sosyal kaygı bozukluğuna neden olan altta yatan çatışmaları ortaya çıkararak buradaki kaygıların azaltılması hedeflenir.

Diğer terapi yaklaşımı ise bilişsel davranışçı terapidir. Bilişsel davranışçı terapi (BDT), sosyal anksiyete bozukluğu için etkili olduğu gösterilen bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemle kişinin otomatik düşünceleri, ara inançları ve bilişsel çarpıtmaları üzerine odaklanarak sosyal kaygının azaltılmasına dönük teknikler uygulanır. Bilişsel davranışçı terapi mantık dışı düşünceleri / inançları değiştirmek ve bunlara meydan okumak için, olumsuz düşünce kalıplarını (örneğin, “toplantıdaki herkes beni yargılayacak” veya “söylediğim her şey aptalca gelecek”) inceleyerek belli teknik ve protokollerle bunları daha olumluları ile değiştirmeyi hedefler.

Ankara’da sosyal kaygı sorunlarınıza çözüm arıyorsanız. Lütfen iletişime geçmekten çekinmeyiniz.

Psikoterapist Dr.Hüseyin Doğan