Dr. Hüseyin DoğanPsikoterapist

Sosyal Kaygı (Ansiyete) ve Sosyal Fobi Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Dr. Hüseyin Doğan7 Kasım 20194 dk okuma
Sosyal Kaygı (Ansiyete) ve Sosyal Fobi Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

“İnsanlar benim görünüşümü yargılıyor mu?” “Ne söylersem insanlar bunu aptalca bulur mu?” “Söylediğim şey çok aptalcaydı, benim aptal olduğumu düşünecekler.” “Bir etkinliğe ya da toplantıya gitmekten kaçınmak için hangi bahaneyi öne sürebilirim?” Eğer siz de çoğu zaman böyle düşünüyorsanız sosyal kaygı sorunu yaşıyorsunuz demektir.

Sosyal kaygı, kişinin başkaları tarafından yargılanabileceği ve değerlendirilebileceği kaygısını taşıdığı sosyal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı düşüncesiyle belirgin ve sürekli bir korku yaşadığı bir kaygı bozukluğudur. Kişiler başkalarıyla etkileşimde bulunmalarını gerektiren ya da bir eylemi başkalarının yanında yapmaları gereken durumlardan korkarlar ve bunlardan olabildiğince kaçınmaya çalışırlar. Sıklıkla rahatsız olunan sosyal durumlar arasında topluluk önünde konuşma, yeni insanlarla tanışma, sosyal ortamlar (düğün, eğlence, parti, cenaze), karşı cinsle arkadaşlık ilişkisi başlatma, topluluk içinde yemek yeme, otorite sahibi kişilerle konuşma ve başkalarının fikirlerine karşı çıkma sayılabilir. Özellikle Ankara gibi büyük şehirlerde sosyal kaygı sorunu yaşayan insanların sayısı hızla artmaktadır.

Sosyal fobisi olan insanlar, yaptıkları davranışlar yüzünden diğer insanların kendileri hakkında olumsuz düşünceler geliştireceğine inanırlar. Başkalarının kendilerindeki terleme, titreme ya da yüz kızarması gibi kaygı belirtilerini fark edeceğinden endişe ederler. Rahatsız oldukları ortam ve durumlardan kaçınmaya çalışırlar; bunu yapamadıklarında son derece kaygılı ve utanmış hissederler. Bu kaçınma çabası zaman zaman panik ataklara da yol açabilir.

Sosyal fobi hangi durumlarda ortaya çıkar?

Sosyal fobinin ortaya çıktığı durumlara dönük çalışmalarda dört kategori belirtilmiştir:

  • En çok kaygı yaratan durumlar, bir toplantıda konuşma yapmak ya da dinleyicilere sunum yapmak gibi resmi etkileşimlerdir.
  • Partiye ya da toplantılara gitmek, tanıdık olmayanlarla bir araya gelmek gibi resmi olmayan konuşma ve etkileşimler ikinci sırada yer alır.
  • İtiraz etmek, bir malı iade etmek, ısrarlı satıcıların baskısına direnç göstermek gibi girişken etkileşimlerin gerektiği durumlar üçüncü kategoridedir.
  • Başkalarının gözü önünde çalışmak, yemek yemek ya da yazmak gibi durumlar dördüncü düzeyde sosyal kaygı yaratır.

Bu durumları biraz açacak olursak, önceden hazırlık yapmadan bir toplantıda kalkıp konuşmak, seyirci önünde bir gösteri ya da konuşma yapamamak, karşıdaki kişiyle konuşurken konunun içeriğinden çok kendisinin nasıl değerlendirildiğiyle meşgul olmak, romantik ya da cinsel bir ilişki kurmak amacıyla biriyle tanışmakta zorlanmak, bir gruba önceden hazırlanmış sözlü bilgi sunmakta güçlük yaşamak, başkaları içerideyken bir odaya girerken kaygılanmak, kendisinden daha yetkili biriyle konuşurken heyecanlanmak ya da ne diyeceğini unutmak, satın aldığı bir malı iade etmekte zorlanmak, tanımadığı birine fikir ayrılığını ifade etmekte zorlanmak, gözlendiği sırada çalışmakta zorlanmak, umumi yerlerde yemek yemekte zorlanmak ve yabancılarla konuşmak gibi durumlarda yaşanan zorluklar sosyal kaygının varlığını gösterir.

Sosyal anksiyetesi ya da sosyal fobisi olan insanların düşük öz güvene sahip olduğu düşünülebilir. Genelde bu kişiler başkalarının düşünce ve değerlendirmelerini abartma eğilimindedir. Sosyal fobi genelde ergenlik döneminde başlar ve kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür.

Sosyal anksiyetenin nedenleri nelerdir?

Psikodinamik açıdan bakıldığında, sosyal anksiyete bozukluğunun çocukluk döneminde ortaya çıkan daha büyük bir problemin parçası olduğu düşünülmektedir. Bu bakış açısına göre sosyal kaygı ve sosyal fobi, bakım verenlerimizle (anne, baba, bakıcılar) ve hayatımızdaki diğer önemli insanlarla olan ilk deneyimlerimizden ve ilişkilerimizden kaynaklanabilir.

Psikodinamik teoriye göre sosyal kaygı şunların bir sonucu olabilir:

  • Eleştirel ya da sert ebeveynlerin çocuklarda utanç ve aşağılanma beklentisi oluşturması.
  • Başarma güdüsü ile başarısızlık korkusu arasında yaşanan çatışma.
  • Ebeveynler tarafından reddedilme korkusu.
  • Bağımsız olabilme duygusu ile reddedilme korkusu arasındaki çatışma.
  • Ebeveynin çocuğuyla ilgili yüksek beklenti içinde olması ve bunun sonucunda çocuğun mükemmel bir izlenim yaratamama korkusu yaşaması.

Bu çatışmaların her birinin utanç, sosyal geri çekilme, güvensizlik ve düşük öz saygıya neden olduğuna inanılmaktadır.

Sosyal anksiyete ve sosyal fobiden kurtulmak için çözüm önerileri

Kaçınmaktan kaçının. Kaçındığınız şey, kaygılandığınız şeyi daha da güçlendirir. Her kaçtığınızda kısa süreliğine kaygıdan kurtulursunuz ama sonuçta kaçınma davranışınız pekişir. Kaygılandığınız ve kaçındığınız durumlarla hiç karşılaşmamak için yaptığınız tüm eylemler aslında sosyal kaygınızı daha da güçlendirir.

Sistematik duyarsızlaşma (merdiven tekniği). Sosyal kaygı yaşadığınız durumlarla baş edebilecek biraz motivasyonunuz varsa, yaklaşık on durumdan oluşan bir liste oluşturup bunları anksiyete düzeyine göre sıralayın (1 en düşük, 10 en yüksek kaygı durumu). Birinci basamaktan başlayıp her seferinde bir basamak yukarı çıkarak ilerleyin. Çok kaygılanırsanız bir önceki basamağa dönün ve basamak atlamayın; aksi halde kaygınız artarak cesaretiniz kırılabilir. Örneğin böyle bir hiyerarşi şöyle olabilir: 1. marketteki kasiyerle konuşmak, 2. sırada bekleyen biriyle sohbet etmek, 3. okulda yeni bir kulübe ya da derse katılmak… 10. büyük bir grup insana konuşma yapmak.

Kendini kabul etme ve mükemmeliyetçilikten uzaklaşma. Sosyal kaygısı olanların çoğu yargılanmaktan korkar ve mükemmele yakın bir imajı sürdürmek için kendilerini zorlar. Düşüncelerinizin diğerleri kadar değerli olduğunu ve bir insan olarak zaman zaman beceriksiz ya da utanç verici bir şeyin olabileceğini kabul etmek, en becerikli görünen insanların bile yaşadığı bir durumdur.

Sosyal anksiyete bozukluğu tedavisi ve terapisi

Sosyal kaygı sorununun çözümü için iki temel yaklaşım benimsenmektedir: ilaçla tedavi ve psikoterapi. Psikoterapi yönteminde iki temel yaklaşım oldukça etkilidir. İlki psikodinamik psikoterapidir: sosyal kaygı bozukluğuna neden olan altta yatan çatışmalar ortaya çıkarılarak kaygının azaltılması hedeflenir.

Diğer yaklaşım ise bilişsel davranışçı terapidir (BDT). BDT, sosyal anksiyete bozukluğu için etkili olduğu gösterilmiş bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemle kişinin otomatik düşünceleri, ara inançları ve bilişsel çarpıtmaları üzerine odaklanılarak sosyal kaygının azaltılmasına yönelik teknikler uygulanır. Bilişsel davranışçı terapi, olumsuz düşünce kalıplarını (örneğin “toplantıdaki herkes beni yargılayacak” ya da “söylediğim her şey aptalca gelecek”) inceleyerek belirli teknik ve protokollerle bunları daha olumlu düşüncelerle değiştirmeyi hedefler.

Bu konuda destek almak ister misiniz?

Randevu ve sorularınız için WhatsApp üzerinden doğrudan yazabilirsiniz.

WhatsApp'tan Randevu Alın
WhatsApp'tan Randevu Alın